DITIB Türkisch-Islamische Gemeinde zu Syke e.V.
DITIB Türkisch-Islamische Gemeinde zu Syke e.V.

İlmihal

     

Kısaca "davranış bilgisi" demek olan ilmihal, Rabbine, kendine ve içinde yaşadığı

toplum ve çevreye karşı sorumlulukları olan ve bunu yerine getirme gücüne

sahip bulunan insanın, kendisinden beklenenleri yerine getirmesinde ona kılavuzluk

etmeyi hedefleyen derli toplu bilgilerden ibarettir. Bu bilgiler hem dinî metinlerin

doğrudan belirlemelerini hem de bu belirlemeler etrafında oluşan yorumları,

tecrübe birikimlerini ve uzun dönemlerden süzülüp gelen bir dinî yaşayış geleneğini

temsil eder.

Ferdî ve sosyal hayatı dinin emir ve önerilerine uygun şekilde yaşayabilmeyi

mümkün kılan bir bilgilenmeye olan ihtiyaç, İslâm toplumlarında ilk dönemlerden

itibaren değişik usullerde karşılanmış, fakat hem çalışma hayatının ve meşguliyetlerin

arttığı hem de asırlardır oluşan dinî bilgi ve yorum mirasının iyice zenginleşip

çoğaldığı ve âdeta bir kargaşanın yaşandığı günümüzde bu ihtiyaç daha mübrem

hale gelmiştir.

Elinizdeki bu ilmihalde akaid, ibadetler, haramlar ve helâller, aile hayatı, ticarî

ve sosyal hayat da dahil olmak üzere günlük hayatı kuşatan bütün dinî ve fıkhî

konu ve problemler, dinin aslî kaynaklarına ve genel kabul görmüş bilimsel metotlara

bağlı kalınarak, fakat günümüzdeki gelişme ve değişim de göz ardı edilmeksizin

ele alınmıştır. Böylece bu çalışmada, ilmihal kültürü çerçevesindeki problemleri

güncelleştirmek ve günceli de problem edinmek, dinî-fıkhî hükümlerin anlatımında

klasik doktrindeki farklı görüşlerin ve şeklî tartışmaların arasına sıkışıp kalmadan

fakihlerin yaklaşım tarzlarını ve demek istediklerini araştırmak, hem geleneksel

fıkıh kültürünü vermek hem de bu bağlamda mâkul ve uygulanabilir bir çözüm

önerisi getirmek amaçlanmıştır. Konuların anlatımında dinin aslî kaynaklarında

yer alan hükümler ile İslâm toplumunda bu hükümler etrafında oluşan fıkıh kültür

ve geleneğini, yorumları ve farklı bakış açılarını birbirinden titizlikle ayırt etmek de

bu çalışmada izlenen temel bir metot olmuştur.

Eserin telifinde Hanefî mezhebinin görüşleri esas alınmış olmakla birlikte bu

konuda sağlıklı bir muhakeme yapabilmeye zemin hazırlaması için çoğu zaman

diğer fıkıh mezheplerinin ve çağımız İslâm bilginlerinin görüşlerine de yer verilmiş,

gerektiğinde bunlar arasında gerekçesi de açıklanarak tercihlerde bulunulmuştur.

Bununla birlikte bir konuda fıkıh kültüründe farklı görüşlerin bulunmasının birey

açısından ne anlama geldiği ve bunlardan nasıl ve hangi ölçülerde yararlanılabileceği

hususu hem başlangıçta bir metodoloji sorunu olarak işlenmiş hem de yer yer

özel olarak belirtilmiştir.